Yeni, umut dolu bir günün başlangıcını belirten sıcak parlak güneş,evlerin arkasında
doğuyordu. Aydınlık arttıkça ,evlerin bütün çıplaklığını açığa çıkartıyordu. Daha bir şiddetlenen aydınlık , sanki alay edermişçesine geçen her saniyede her deliğe her köşeye sızıyor bütün gerçekleri,acıları, umutsuzlukları,mutlulukları ve binlerce tanımlı tanımsız tanımlamaları açığa çıkartıyordu.
Her kapının önünden geçen , belki de geçtiğine bin pişman olan ve üzerindeki kırışıklığı,düzensizliği yüzüne vuran toprak yol yeni gelecek darbelere kendini hazırlıyordu.
Evlerin birbirinin üzerine düşecekmişçesine eğriliği , bu da yetmiyormuş gibi oradan buradan sarkan salkımların ağırlığı altında ezilen evlerin homur homur seslerine , evi soğuk rüzgarlardan korumak için dikilen söğütlerin cızlak sesleri ekleniyordu . Dalga dalga yayılan ışığın ve sıcaklığın yükselen sesiyle , gecenin sonsuzluğunda saklı sessizlikte yapılan sohbetler sona eriyordu.
Bir an sabahın ilk ışıklarında varlığını açığa çıkartan bir kapı gıcırtısı, arkasından terlik tıkırtıları duyuldu.
Genç kadın havanın serinliğine aldırmaksızın elini, yüzünü ve ardından ayaklarını yıkıyordu,bu sırada bir kapı , bir kapı ,sesi daha duyuldu.
Ablasının havlusu ile ünlü şehrinden gönderdiği ve kendi elleriyle kenarlarını işlediği
havlusuna elini yüzünü silerken, günün ne kadar parlak, gökyüzünün ne kadar mavi olduğunu hissetti
Bu güzel günün başlangıcını sanki tüm vücuduna anlatmak istercesine derin derin bir nefes aldı. Sanki mutluluk ve sevinç tanecikleri ciğerlerine dolmuş bütün vücuduna yayılıyordu.
Bu duygulara çocuklarının sesleri de eklenince yaşamın içinde var olmanın , bütün bu
güzellikleri görebilmenin ne kadar muhteşem olduğunu hissederek , dolup taşan gönlünü tutamayacakmış gibi oldu.
Kocasının ?Kader sofrayı hazırladın mı?? sesiyle gerçek yaşama döndü. Çocuklarla birlikte yaptıkları sabah kahvaltısından sonra adam dış kapıya doğru yürürken ?Biliyorsun bugün köye gideceğiz hazırlıklarını tamamla, ben de arkadaşımdan arabayı alıp geliyorum? dedi.
Kadın düşündü ; Ne hazırlayacaktı , ne vardı ki evde ! zaten, olan her şey onlara köyden geliyordu ; şimdi buradakileri tekrar köye mi götürecekti?
Adam arkadaşına giderken sıkıntılıydı , her kez bir yerlere gitmişti burada tek başına kalmıştı. Köydeki tarlaları ne yapacaktı , babası zaten çok yaşlıydı bir çözüm bulması gerekiyordu,kendi işlese olmazdı,burada şehirdeki görevini nasıl bırakırdı?
Bu düşünceler yumağında arkadaşının 1970 model,markası güçlükle okunan,yolun
sesinden çok otomobil den gelen seslerin kulakları yıprattığı bir araç ile köye yaklaşıyorlardı. Artık bu son virajdı bundan sonra köy meydanı gözükecekti.
Kaderlerin evi de bu son virajda idi. Birden yola bir kedi fırladı simsiyah tüyleri sapsarı
gözleriyle... Kader dondu kaldı. Bu O? nun kedisiydi. Kocası kediyi ezmemek için direksiyonu büyük bir kuvvetle kırmış,otomobil yolun öteki tarafına geçmişti. Ama takla atarak...
Her yer toz duman olmuştu ve her yerde cam parçaları vardı...çocukları ve adam otomobil de sıkışıp kalmıştı .Kader otomobil den beş metre uzaklıkta sırt üstü dudağında hafif bir tebessümle gökyüzüne bakar durumda yatıyordu.
Son olarak arkasına baktığında , çocuklarının iç parçalayıcı çığlıkları ve kocasının
cansız bedenini gördü ve ne kadar geri dönmeye çalışsa da oradan büyük bir hızla uzaklaştırıldı.
|