Hikaye

Hikaye
Hhikaye.com
ister oku ister anlat!
Aktif Ziyaretçi:   --    
ÖLÜLER ÜLKESİ I 5 - Sıçtık oğlum! herif bizi dinliyormuş lan! Kaçmak üzereyken, Mustafa çocuğun koluna yapıştı: - Yok öyle kaçmak! Devlet babaya anlat bakalım şu ?Ölüler Ülkes?i neymiş? Kim sokuyor kafanıza böyle şeyleri? Orası mezarlık gibi bir yer? Çocuk Mustafa?nın elindne kurtulamayacağını anlayınca: - Abi kurban olayım, bırak kolumu, biz öylesine geyik yapıyorduk, bir yere gideceğimiz yok? Mustafa bir anda sertleşerek: - Kes lan! Otur bakalım şuraya! Anlatın bakalım nereye gidiyorsunuz? Ne yapacaksınız orada? Kim var orada? Bütün sertliğine rağmen, çocuklar Mustafa?nın gerçekte bir şey bilmediğini anlamakta gecikmediler. - Abi sen daha iyi bilirsin, ne de olsa devlet adamısın? Sorularındaki gizleyemediği heyecanın farkına varmasına, kendini ele verdiğini hissetmesine rağmen Mustafa , rolünü sürdürdü: - Elbette ben daha iyi bilirim ama bakalım sizin beyninizi nasıl yıkamışlar? Çocuklar birbirlerine bakıp gülümsediler. Adam gerçekten polis olsaydı şimdiye kadar çoktan soluğu ekip arabasında alacaklarını bildiklerinden konuşmakta sakınca görmediler. - Yani abi şimdi? Biz ne diyelim? - Ne biliyorsanız onu! Bir kaç saniye süren sessizlikten sonra daha cesur olanı konuşmağa başladı: - Abi biz de fazla bir şey bilmiyoz aslında? - Eee? ÖLÜLER ÜLKESİ I 6 -Yanisi şu? Dendiğine göre orada hoparlörler, uyarıcılar falan yokmuş. Periyodik dezenfeksiyon falan yokmuş, iş programları, beslenme programları, tatil programları yokmuş. -Nasıl yani? Hiç mi program yokmuş? -Iı! Hiç yokmuş! - Olmaz canım, olamaz? Bir kere dezenfeksiyon programı olmazsa insan ölür? Devlet boşuna mı yapıyor o kadar dezenfeksiyonu? Hep bizim iyiliğimiz için? - Dendiğine göre orada bizim iyiliğimizi düşünen biri de yokmuş? - Ne ! Olamaz! Devlet de mi yok!? Peki güvenliği kim sağlıyor? Yatma saatlerini kim düzenliyor? Sokakları kim gözetliyor? Uykumuzu kim denetliyor.. Eğer evimde merkezi emniyet müdürlüğü kamerası olmasa beni hırsızlara karşı kim korur? - Abi o kadarını bilmiyorum artık ama okul varsa da buradaki gibi değilmiş valla ben sırf okuldan sıkıldığımdan gidicem! - Saçmalamayın çocuklar! Okul çok önemli! Bakın burada her şeyi öğreniyorsunuz? Nasıl karşıdan karşıya geçilir, bayramlarda hangi marşlar söylenir? Her şeyi! - Abi be! Sen tozutmuşsun ya! Bu milletin topu tozutmuş şerefsisizm! Sıkıldım ben! Gidiyom ben! Genç yerinden kalktı. O anda her şey yine birden bire yavaşladı. Mustafa gence doğru uzandı. Kolunu kaldırmakta bile zorlanıyordu. Yine de onu tutmak zorunda olduğunu ?biliyordu?. Sanki içinden o çocuğa ?inanıyordu? ve kendisini bırakmamasını istiyordu. Tehlikeli bir merakla öldürücü bir sevinci tutar gibi tutuyordu çocuğun kolunu. Sanki o çocuk, kolundan tutan adamı gerçeken başka bir yere ?kaçırabilecekmiş? gibi. İşte o anda? Beyninin içinde binlerce görüntü birbiri ardınc geçti. Bayramlarda bayrak taşıması, jimnastik ekibi olarak marşları hınçla okumaları.. Hayatının bütün aşamaları kare kare birbirinin üstünden geçti? hepsi önceden belirlenmiş yerlerine ışık hızıyla yerleşti. Her şey dondu. ÖLÜLER ÜLKESİ I 7 Biri onu tutup yukarı doğru çekiyordu, vücudu hafiflemişti? Hayatının resim karelerinin oluşturduğu o geniş alana tepeden bakıyordu şimdi. Bu.. Tanıdık bir resim gibiydi. Tanıdık birinin resmi gibiydi. Gözlerinde boş bakışlar, derin bir ifade yokluğu? Başka bir büyük resmin diğerlerinden fakı olmayan karesi gibi? Bu?. Kendisinin resmiydi! Bu ifadesiz bakışlar onundu.. Yukarı çekilmeye devam etti. Ozaman daha büyük bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü şimdi kendi büyük resmi bile küçülüyor ve yanı başında başka ifadesiz yüzler belirmeye başlıyordu. Ve ifadesiz yüzlerin birer küçük kare halinde içinde eridiği daha büyük bir resim belirmeye başlıyordu?. Mustafa yüzlerdeki o hep aynı ifadesizlikten dehşete düşmüş bir halde haykırmağa başladı. Önce çığlığı , içine çekildiği o karanlık uzayda boğulur gibi oldu fakat bir müddet sonra kendi sesini , başka seslerle beraber işitmeye başladı. - Tamam! Geldi! Kurtardık! Mustafa gözlerini dehşetle açtığında odanın aydınlığından kör olacağını sandı. - Aferin! Güçlü adammışsın Mustafa! Senin kadar ilaç ve USS ile yüklü başkası olsa beyni çatlardı. Eh temizlemek biraz zamanımızı aldı tabii. Amma inatçıymışsın? O her şeyin yavaşladığı anlar var ya? Sesi zayıf çıkıyordu ve bir cevap verebilmesine şaşmıştı: - Evet? - O anlarda ha çıktın ha çıkacaksın diye bekliyorduk? O kadar mı seviyordun Ankara?yı? - Ankarayı mı? Sevmek mi? Neredeyiz ki? - Aslında haklısın, Ankara?dasın ama değilsin? Mustafa bu cevaptan hiçbir şey anlamadı: - Lütfen? Bana doğruyu söyleyin? Ben neredeyim? Mavi önlüklü, gözlüklü doktor, terli alnını sildi ve gülümseyerek: -Evet? Demek nerede olduğunu merak ediyorsun? O zaman söyleyeyim? ?Ölüler Ülkesi?ne? hoş geldin


Yazar:
19/01/2008 Tarihinde Yazılmıştır.
cizgi
Kategoriler
Dramatik
Romantik
Komik
Klasik
Bilim Kurgu
Gerilim Korku
Erotik (18+)
Gerçek
 
Hikaye Gönder

Rastgele
jakuzi keyfi
(Erotik Hikayeler)

hayatım sex
(Erotik Hikayeler)

Komikaze
(Komik Hikayeler)

mutlaka okuyun hanımlar
(Erotik Hikayeler)

sex hikayeleri
(Erotik Hikayeler)

amıma şeker sürerek yaladılar
(Erotik Hikayeler)

köprü altında seviştim
(Erotik Hikayeler)

dişcideki bayan
(Erotik Hikayeler)

sekreterim
(Erotik Hikayeler)

çiçekli dön
(Erotik Hikayeler)